"Ona Rabb'inden bir ayet indirilmeli değil mi!" diyorlar. De ki: "Gayb yalnızca Allah'a aittir. Artık bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
Yunus 10:20وَيَقُولُونَ لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۚ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُواۚ اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ۟ • Ve yekulune lev la unzile aleyhi ayetun min rabbih, fe kul innemel gaybu lillahi fenteziru, inni meakum minel muntazirin. • Meal: "Ona Rabb'inden bir ayet[1] indirilmeli değil mi!" diyorlar. De ki: "Gayb yalnızca Allah'a aittir. Artık bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim." • Dipnot 1: Mucize, kanıt. • Kelime kelime: وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar · لَوْلَآ levla keşke · أُنزِلَ unzile indirilse · عَلَيْهِ aleyhi ona · ءَايَةٌۭ ayetun bir mucize · مِّن min · رَّبِّهِۦ ۖ rabbihi Rabbinden · فَقُلْ fekul de ki · إِنَّمَا innema ancak · ٱلْغَيْبُ l-gaybu gayb · لِلَّهِ lillahi Allah'ındır · فَٱنتَظِرُوٓا۟ fenteziru bekleyin · إِنِّى inni elbette ben de · مَعَكُم meakum sizinle birlikte · مِّنَ mine · ٱلْمُنتَظِرِينَ l-muntezirine bekleyenlerdenim • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • نظر (nZr) kökü: görmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak… • Yunus suresi 109 ayettir; bu 20. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).