Akıl Kuran (akilkuran.com)

Yunus Suresi 66. Ayet Meali

İyi bilin ki göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. Oysaki Allah'ın yanı sıra başkasına tabi olanlar neye tabi oluyorlar? Onlar, ancak zanna tabi olmuş oluyorlar. Ve onlar ancak saçmalıyorlar.

Yunus 10:66 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İyi bilin ki göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır.
Yunus 10:66
اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ • E la inne lillahi men fis semavati ve men fil ard, ve ma yettebiullezine yed'une min dunillahi şureka, in yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun. • Meal: İyi bilin ki göklerde ve yerde kim[1] varsa Allah'ındır. Oysaki Allah'ın yanı sıra başkasına tabi olanlar neye tabi oluyorlar? Onlar, ancak zanna tabi olmuş oluyorlar. Ve onlar ancak saçmalıyorlar. • Dipnot 1: "Men" edatı akıl sahibi varlıklar için kullanılan bir edat olup, "kim varsa" ile kast edilen şey canlı ve akıl sahibi varlıklardır. Allah'tan başka tabi olunan insanlar ve güçler ifade edilmektedir. • Kelime kelime: أَلَآ ela iyi bilin ki · إِنَّ inne şüphesiz · لِلَّهِ lillahi Allah'ındır · مَن men kim varsa · فِى fi · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde · وَمَن ve men ve kim varsa · فِى fi · ٱلْأَرْضِ ۗ l-erdi yerde · وَمَا ve ma ve · يَتَّبِعُ yettebiu uymuyorlar · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · يَدْعُونَ yed'une tapınan(lar) · مِن min · دُونِ duni başkalarına · ٱللَّهِ llahi Allah'tan · شُرَكَآءَ ۚ şuraka'e ortak koştuklarına · إِن in ancak · يَتَّبِعُونَ yettebiune onlar uyuyorlar · إِلَّا illa sadece · ٱلظَّنَّ z-zenne zanna · وَإِنْ ve in ve · هُمْ hum onlar · إِلَّا illa sadece · يَخْرُصُونَ yehrusune saçmalıyorlar • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • دون (dwn) kökü: aşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • ظنن (Znn) kökü: Düşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla… • خرص (xrS) kökü: Tahmin yoluyla bir miktar hesaplamak, emin olunmayan bir şey hakkında fikir yürütmek veya görüş oluşturmak, görüş veya tahmin yoluyla konuşmak ve böylece yalan söylemek ve gerçek olmayan şeyler söylemek, yalan uydurmak… • Yunus suresi 109 ayettir; bu 66. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).