Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hud Suresi 24. Ayet Meali

Bu iki grubun durumu; kör ve sağır ile gören ve duyanın durumu gibidir. Bunlar hiç bir olur mu? Niçin düşünüp öğüt almıyorsunuz?

Hud 11:24 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bu iki grubun durumu; kör ve sağır ile gören ve duyanın durumu gibidir.
Hud 11:24
مَثَلُ الْفَر۪يقَيْنِ كَالْاَعْمٰى وَالْاَصَمِّ وَالْبَص۪يرِ وَالسَّم۪يعِۜ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلاًۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ۟ • Meselul ferikayni kel a'ma vel esammi vel basiri ves semi' hel yesteviyani mesela e fe la tezekkerun. • Meal: Bu iki grubun durumu; kör ve sağır ile gören ve duyanın durumu gibidir. Bunlar hiç bir olur mu? Niçin düşünüp öğüt almıyorsunuz? • Kelime kelime: مَثَلُ meselu durumu · ٱلْفَرِيقَيْنِ l-ferikayni iki topluluğun · كَٱلْأَعْمَىٰ kalea'ma körün durumu gibidir · وَٱلْأَصَمِّ vel'esammi ve sağırın · وَٱلْبَصِيرِ velbesiri ve görenin · وَٱلسَّمِيعِ ۚ ve ssemii ve işitenin · هَلْ hel midir? · يَسْتَوِيَانِ yesteviyani ikisi eşit · مَثَلًا ۚ meselen durumları · أَفَلَا efela · تَذَكَّرُونَ tezekkerune İbret almıyor musunuz? • مثل (mvl) kökü: Dik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya… • فرق (frq) kökü: Ayırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya… • عمي (Emy) kökü: görevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük. • صمم (Smm) kökü: sağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olması • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • Hud suresi 123 ayettir; bu 24. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).