Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer uydurduysam, suçu bana aittir. Ben de sizin işlediğiniz suçlardan uzağım."
Hud 11:35اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ اِنِ افْتَرَيْتُهُ فَعَلَيَّ اِجْرَام۪ي وَاَنَا۬ بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُجْرِمُونَ۟ • Em yekulunefterah, kul iniftereytuhu fe aleyye icrami ve ene beriun mimma tucrimun. • Meal: Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer uydurduysam, suçu bana aittir. Ben de sizin işlediğiniz suçlardan uzağım." • Kelime kelime: أَمْ em yoksa · يَقُولُونَ yekulune diyorlar (mı?) · ٱفْتَرَىٰهُ ۖ fterahu onu uydurdu · قُلْ kul de ki · إِنِ ini eğer · ٱفْتَرَيْتُهُۥ fteraytuhu onu ben uydurduysam · فَعَلَىَّ fealeyye benim üzerimedir · إِجْرَامِى icrami suçum · وَأَنَا۠ veena ancak ben · بَرِىٓءٌۭ beri'un uzağım · مِّمَّا mimma -dan · تُجْرِمُونَ tucrimune sizin suçlarınız- • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • جرم (jrm) kökü: Bir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir… • برا (brA) kökü: Bir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumu • Hud suresi 123 ayettir; bu 35. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).