Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hud Suresi 60. Ayet Meali

Bu dünyada da kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. İyi bilin ki gerçekten Ad halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İşte böyle yok olup gitti Hud halkı Ad.

Hud 11:60 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bu dünyada da kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular.
Hud 11:60
وَاُتْبِعُوا ف۪ي هٰذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اَلَٓا اِنَّ عَاداً كَفَرُوا رَبَّهُمْۜ اَلَا بُعْداً لِعَادٍ قَوْمِ هُودٍ۟ • Ve utbiu fi hazihid dunya la'neten ve yevmel kıyameh, e la inne aden keferu rabbehum, e la bu'den li adin kavmi hud. • Meal: Bu dünyada da kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. İyi bilin ki gerçekten Ad halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İşte böyle yok olup gitti Hud halkı Ad. • Kelime kelime: وَأُتْبِعُوا۟ ve utbiu ve uğradılar · فِى fi · هَـٰذِهِ hazihi bu · ٱلدُّنْيَا d-dunya dünyada · لَعْنَةًۭ lea'neten lanete · وَيَوْمَ ve yevme ve gününde · ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ l-kiyameti kıyamet · أَلَآ ela iyi bilin ki · إِنَّ inne şüphesiz · عَادًۭا aaden Ad (halkı) · كَفَرُوا۟ keferu inkar ettiler · رَبَّهُمْ ۗ rabbehum Rabblerini · أَلَا ela dikkat edin · بُعْدًۭا bua'den uzak olsun · لِّعَادٍۢ liaadin Ad · قَوْمِ kavmi kavmi · هُودٍۢ hudin Hud'un • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • لعن (lEn) kökü: Kovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek. • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • عود (Ewd) kökü: Geri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • هود (hwd) kökü: Yahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe. • Hud suresi 123 ayettir; bu 60. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).