Akıl Kuran (akilkuran.com)

Hud Suresi 65. Ayet Meali

Yine de onu kestiler. "Yurdunuzda üç gün yaşayın. Bu yalan olmayan bir uyarıdır." dedi.

Hud 11:65 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Yine de onu kestiler.
Hud 11:65
فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا ف۪ي دَارِكُمْ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍۜ ذٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ • Fe akaruha fe kale temetteu fi darikum selasete eyyam, zalike va'dun gayru mekzub. • Meal: Yine de onu kestiler.[1] "Yurdunuzda üç gün yaşayın.[2] Bu yalan olmayan bir uyarıdır." dedi. • Dipnot 1: Kesme anlamına gelen (A-K-R) kelimesi, kökünden kesmek, yok etmek, köksüz bırakmak, kısır anlamlarına gelmektedir. Dişi devenin kesilmesinin bu kelimeyle ifade edilmesi halka ait bir imkanın yok edilmesini de çağrıştırmaktadır. • Dipnot 2: Kısacık bir zamanınız kaldı. • Kelime kelime: فَعَقَرُوهَا feakaruha yine de onu kestiler · فَقَالَ fekale (bunun üzerine) dedi ki · تَمَتَّعُوا۟ temetteu yaşayın · فِى fi · دَارِكُمْ darikum yurdunuzda · ثَلَـٰثَةَ selasete üç · أَيَّامٍۢ ۖ eyyamin gün · ذَٰلِكَ zalike işte bu · وَعْدٌ vea'dun bir vaaddir · غَيْرُ gayru · مَكْذُوبٍۢ mekzubin yalanlanmayacak • عقر (Eqr) kökü: Kesmek, yaralamak, katletmek, topallık vermek, sonuç vermemek, kısır olmak (örn: rahim) • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • متع (mtE) kökü: Faydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün. • دور (dwr) kökü: Dönmek, devretmek, dolaşmak • ثلث (vlv) kökü: Üçe bölünmek veya sayıca üç olmak, bir şeyin üçte biri, üçte bir, üçer üçer, herhangi bir sayının üçte biri. • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • Hud suresi 123 ayettir; bu 65. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).