"Vay başıma gelene! Ben bir koca karı, kocam da bir ihtiyar olduğumuz halde, doğuracak mıyım? Doğrusu bu çok hayret edilecek bir şey!" dedi.
Hud 11:72قَالَتْ يَا وَيْلَتٰٓى ءَاَلِدُ وَاَنَا۬ عَجُوزٌ وَهٰذَا بَعْل۪ي شَيْخاًۜ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عَج۪يبٌ • Kalet ya veyleta e elidu ve ene ecuzun ve haza ba'li şeyha, inne haza le şey'un acib. • Meal: "Vay başıma gelene! Ben bir koca karı, kocam da bir ihtiyar olduğumuz halde, doğuracak mıyım? Doğrusu bu çok hayret edilecek bir şey!" dedi. • Kelime kelime: قَالَتْ kalet dedi ki · يَـٰوَيْلَتَىٰٓ ya veyleta vay halime · ءَأَلِدُ eelidu ben doğuracak mıyım? · وَأَنَا۠ veena ben böyle · عَجُوزٌۭ acuzun kocamış bir kadın iken · وَهَـٰذَا ve haza ve şu · بَعْلِى bea'li kocam da · شَيْخًا ۖ şeyhen bir ihtiyar iken · إِنَّ inne gerçekten · هَـٰذَا haza bu · لَشَىْءٌ leşey'un bir şeydir · عَجِيبٌۭ acibun şaşırtıcı • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • عجز (Ejz) kökü: Geride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu… • بعل (bEl) kökü: Sahip olmak, efendi olmak, koca, evli erkek, eş, lord, mal sahibi, efendi, yüksek yer, dağ, yükseklik • شيخ ($yx) kökü: Yaşlı olmak, yaşlı/tecrübeli adam, toplumda yüksek mevkide olan kişi. • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • عجب (Ejb) kökü: Hayret etmek, şaşırmak, hayran kalmak, şaşırmak, mutlu etmek, memnun etmek, hayranlık duymak, çarpıcı, hayret verici • Hud suresi 123 ayettir; bu 72. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).