Hani: "Çok sayıda kardeş olduğumuz halde, babamız, Yusuf ve kardeşini bizden daha çok seviyor. Doğrusu babamız apaçık bir yanılgı içindedir." demişlerdi.
Yusuf 12:8اِذْ قَالُوا لَيُوسُفُ وَاَخُوهُ اَحَبُّ اِلٰٓى اَب۪ينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌۜ اِنَّ اَبَانَا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۚ • İz kalu le yusufu ve ehuhu ehabbu ila ebina minna ve nahnu usbeh, inne ebana le fi dalalin mubin. • Meal: Hani: "Çok sayıda kardeş olduğumuz halde, babamız, Yusuf ve kardeşini[1] bizden daha çok seviyor. Doğrusu babamız apaçık bir yanılgı içindedir." demişlerdi. • Dipnot 1: Öz kardeşini. • Kelime kelime: إِذْ iz hani · قَالُوا۟ kalu demişlerdi ki · لَيُوسُفُ leyusufu Yusuf · وَأَخُوهُ ve ehuhu ve kardeşi · أَحَبُّ ehabbu daha sevgilidir · إِلَىٰٓ ila · أَبِينَا ebina babamıza · مِنَّا minna bizden · وَنَحْنُ venehnu oysa biz · عُصْبَةٌ usbetun bir cemaatiz · إِنَّ inne şüphesiz · أَبَانَا ebana babamız · لَفِى lefi içindedir · ضَلَـٰلٍۢ delalin bir yanlışlık · مُّبِينٍ mubinin açık • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • حبب (Hbb) kökü: Sevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye… • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • عصب (ESb) kökü: Sarmak/bükmek/bağlamak/hafifletmek/kuşatmak, bir şeyi zorla almak, zorlaşmak, ağızda kuruluk oluşmak (tükürük). Usbatun - grup/birlik/çete/parti. Asib - çok zor, şiddetle sıkıntılı, çetin, kederli. • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Yusuf suresi 111 ayettir; bu 8. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).