Akıl Kuran (akilkuran.com)

İbrahim Suresi 2. Ayet Meali

Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin vay haline!

İbrahim 14:2 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur.
İbrahim 14:2
اَللّٰهِ الَّذ۪ي لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَوَيْلٌ لِلْكَافِر۪ينَ مِنْ عَذَابٍ شَد۪يدٍۙ • Allahillezi lehu ma fis semavati ve ma fil ard, ve veylun lil kafirine min azabin şedid. • Meal: Allah ki; göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. Görecekleri şiddetli azaptan dolayı, Kafirlerin[1] vay haline! • Dipnot 1: İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20). • Kelime kelime: ٱللَّهِ allahi Allah · ٱلَّذِى llezi ki · لَهُۥ lehu O'nundur · مَا ma ne varsa · فِى fi · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde · وَمَا ve ma ve ne varsa · فِى fi · ٱلْأَرْضِ ۗ l-erdi yerde · وَوَيْلٌۭ ve veylun vay haline · لِّلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine şu kafirlerin · مِنْ min dolayı · عَذَابٍۢ azabin azabdan · شَدِيدٍ şedidin çetin • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • شدد ($dd) kökü: sıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad &… • İbrahim suresi 52 ayettir; bu 2. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).