Sonra, Rabb'in, zulme uğrayıp hicret etme zorunda kalan, ardından da cihat edip, sabredenlerin yanındadır. Rabb'in, onlara karşı Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Nahl 16:110ثُمَّ اِنَّ رَبَّكَ لِلَّذ۪ينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُٓواۙ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ • Summe inne rabbeke lillezine haceru min ba'di ma futinu summe cahedu ve saberu inne rabbeke min ba'diha le gafurun rahim. • Meal: Sonra, Rabb'in, zulme uğrayıp hicret etme zorunda kalan, ardından da cihat edip, sabredenlerin[1] yanındadır. Rabb'in, onlara karşı Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. • Dipnot 1: Direnen, yılmayan, kararlılıkla yoluna devam eden. • Kelime kelime: ثُمَّ summe sonra · إِنَّ inne şüphesiz · رَبَّكَ rabbeke Rabbin · لِلَّذِينَ lillezine (yanındadır) · هَاجَرُوا۟ haceru hicret edenlerin · مِنۢ min · بَعْدِ bea'di sonra · مَا ma · فُتِنُوا۟ futinu işkenceye uğratıldıktan · ثُمَّ summe sonra · جَـٰهَدُوا۟ cahedu cihad edenlerin · وَصَبَرُوٓا۟ ve saberu ve sabredenlerin · إِنَّ inne elbette · رَبَّكَ rabbeke Rabbin · مِنۢ min · بَعْدِهَا bea'diha bun(lar)dan sonra · لَغَفُورٌۭ legafurun elbette bağışlayandır · رَّحِيمٌۭ rahimun esirgeyendir • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • هجر (hjr) kökü: Terk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • فتن (ftn) kökü: Denemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük… • جهد (jhd) kökü: Çabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya… • صبر (Sbr) kökü: direnmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Nahl suresi 128 ayettir; bu 110. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).