Sebt yalnızca ihtilafa düşenler üzerine kılındı. Kuşkusuz, senin Rabb'in ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında Kıyamet Günü, aralarında kesinlikle hüküm verecektir.
Nahl 16:124اِنَّمَا جُعِلَ السَّبْتُ عَلَى الَّذ۪ينَ اخْتَلَفُوا ف۪يهِۜ وَاِنَّ رَبَّكَ لَيَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ • İnnema cuiles sebtu alellezinahtelefu fih, ve inne rabbeke le yahkumu beynehum yevmel kıyameti fima kanu fihi yahtelifun. • Meal: Sebt[1] yalnızca ihtilafa düşenler üzerine kılındı.[2] Kuşkusuz, senin Rabb'in ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında Kıyamet Günü, aralarında kesinlikle hüküm verecektir. • Dipnot 1: İlahi buyruklara muhalefet edenlere yasaklandı. • Dipnot 2: Cumartesi günleri balık avlama yasağı. • Kelime kelime: إِنَّمَا innema şüphesiz · جُعِلَ cuile kılındı · ٱلسَّبْتُ s-sebtu cumartesi günü · عَلَى ala üzerinde · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ٱخْتَلَفُوا۟ htelefu ayrılığa düşen(ler) · فِيهِ ۚ fihi onun · وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz · رَبَّكَ rabbeke Rabbin · لَيَحْكُمُ leyehkumu elbette hükmünü verecektir · بَيْنَهُمْ beynehum aralarında · يَوْمَ yevme günü · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · فِيمَا fima şey hakkında · كَانُوا۟ kanu · فِيهِ fihi onda · يَخْتَلِفُونَ yehtelifune ayrılığa düştükleri • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • سبت (sbt) kökü: Dinlenmek, uzaklaşmak, kesmek, koparmak, tıraş etmek, derin uykuya dalmak • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 124. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).