Melekler, onların canlarını tayyib şekilde alırlar. "Selam size. Yapmış olduğunuz iyi şeylere karşılık girin Cennete." derler.
Nahl 16:32اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ طَيِّب۪ينَۙ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُۙ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ • Ellezine teteveffahumul melaiketu tayyibine yekulune selamun aleykumudhulul cennete bima kuntum ta'melun. • Meal: Melekler, onların[1] canlarını tayyib[2] şekilde alırlar. "Selam size. Yapmış olduğunuz iyi şeylere karşılık girin Cennete.[3]" derler. • Dipnot 1: Kolay, rahat, güzellikle, iyilikle. • Dipnot 2: 16:29. ayette melekler, kötülük yapmak ve küfrü tercih etmekle kendilerine haksızlık yapanların canlarını alırlarken onların Cehennem'e gideceklerini, bu ayette de bunların aksine takva sahibi iyi kimselerin canlarını alırlarken onların da Cennet'e gideceklerini haber vermektedirler. Yüzlerce ayet kıyamet günü sorgunun yapılacağını, hesap görüleceğini, böylelikle kimin Cennet'e kimin Cehennem'e gideceğinin belirleneceğini söylemesine rağmen, meleklerin kötülerin canlarını alırken onlara "Cehennem'e girin." iyilerin canlarını alırken onlara da "Cennet'e girin." demeleri çelişki gibi görülebilir. Ancak "Hesap Günü" hesabımızın görülecek olması, bizim yaptıklarımızla neyi hak ettiğimizi, bizim tarafımızdan bilinmesinin alegorik (simgesel) anlatımıdır. Takva sahibi iyi kimselersek Cennet'e, kendisine yazık eden kötü kimselersek de Cehennem'e gideceğimiz gerçeğini zaten biliyoruz. Kur'an, zaten bize kimlerin Cennet'lik kimlerin Cehennem'lik olacağını yüzlerce ayette açıkça bildirmiyor mu? Biz de Kur'an'ın bildirmesinden hareketle kimlerin Cennet'lik kimlerin Cehennem'lik olacağını biliyoruz. Meleklerin Kur'an'a göre zaten "Cennetlik olanları" "Cennet'e girin." diye müjdelemesi malumu ilam etmekten başka bir şey değildir. Bu siz artık Cennet'te sayılırsınız demektir. • Dipnot 3: İyi olan, iyilik yapan, takva sahiplerinin. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine kimselere · تَتَوَفَّىٰهُمُ teteveffahumu canlarını aldıkları · ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ l-melaiketu melekler · طَيِّبِينَ ۙ tayyibine iyi insanlar olarak · يَقُولُونَ yekulune derler · سَلَـٰمٌ selamun selam · عَلَيْكُمُ aleykumu size · ٱدْخُلُوا۟ dhulu girin · ٱلْجَنَّةَ l-cennete cennete · بِمَا bima karşılık · كُنتُمْ kuntum olduklarınıza · تَعْمَلُونَ tea'melune yapıyor(lar) • وفي (wfy) kökü: Sona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm. • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • طيب (Tyb) kökü: İyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • سلم (slm) kökü: barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 32. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).