Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 59. Ayet Meali

Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kötüdür!

Nahl 16:59 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur!
Nahl 16:59
يَتَوَارٰى مِنَ الْقَوْمِ مِنْ سُٓوءِ مَا بُشِّرَ بِه۪ۜ اَيُمْسِكُهُ عَلٰى هُونٍ اَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِۜ اَلَا سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ • Yetevara minel kavmi min sui ma buşşire bih, e yumsikuhu ala hunin em yedussuhu fit turab, e la sae ma yahkumun. • Meal: Aldığı haberin kötülüğünden, insanların yüzüne bakamaz olur! Bu zillete[1] karşı onu yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Dikkat edin, verdikleri hüküm[2] ne kötüdür! • Dipnot 1: Küçük düşürücü duruma karşı! • Dipnot 2: Böyle düşünmeleri. • Kelime kelime: يَتَوَٰرَىٰ yetevara gizlenir · مِنَ mine · ٱلْقَوْمِ l-kavmi kavminden · مِن min dolayı · سُوٓءِ su'i kötülüğünden · مَا ma · بُشِّرَ buşşira verilen müjdenin · بِهِۦٓ ۚ bihi ona · أَيُمْسِكُهُۥ eyumsikuhu onu tutsun mu? · عَلَىٰ ala · هُونٍ hunin hakaretle · أَمْ em yoksa · يَدُسُّهُۥ yedussuhu onu gömsün mü? · فِى fi · ٱلتُّرَابِ ۗ t-turabi toprağa · أَلَا ela bak · سَآءَ sa'e ne kötü · مَا ma · يَحْكُمُونَ yehkumune hüküm veriyorlar • وري (wry) kökü: Ateş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • مسك (msk) kökü: Tutmak, alıkoymak, sürdürmek, inatçı veya cimri olmak, bir şeyi sıkıca tutmak, bir şeyi durdurmak, bir kişiyi kısıtlamak/alıkoymak/hapsetmek, bir şeyden kendini alıkoymak veya uzak durmak, bir şeyi… • هون (hwn) kökü: Hafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek. • دسس (dss) kökü: Saklamak, gömmek, gizlemek, ima etmek, sokmak • ترب (trb) kökü: Çok toprağa sahip olmak, ellerde toz olmak, tozlu olmak, yoksun olmak, yoksulluk, muhtaçlık, sefalet, kayıp yaşamak. Fakir adam toprak anasıyla yakından tanışıktır. Zenginlikten düştü. • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 59. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).