Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nahl Suresi 84. Ayet Meali

Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez.

Nahl 16:84 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez.
Nahl 16:84
وَيَوْمَ نَبْعَثُ مِنْ كُلِّ اُمَّةٍ شَه۪يداً ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ • Ve yevme neb'asu min kulli ummetin şehiden summe la yu'zenu lillezinekeferu ve la hum yusta'tebun. • Meal: Her ümmetten[1] bir tanık getirdiğimiz gün, artık Kafirlere izin verilmez. Onlardan özür dilemeleri de istenmez. • Dipnot 1: Toplum. Topluluk. • Kelime kelime: وَيَوْمَ ve yevme ve gün · نَبْعَثُ neb'asu getirdiğimiz · مِن min · كُلِّ kulli her · أُمَّةٍۢ ummetin ümmetten · شَهِيدًۭا şehiden bir şahid · ثُمَّ summe artık · لَا la · يُؤْذَنُ yu'zenu izin verilmez · لِلَّذِينَ lillezine kimselere · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lere) · وَلَا ve la ve ne de · هُمْ hum onların · يُسْتَعْتَبُونَ yustea'tebune özür dilemeleri istenir • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • بعث (bEv) kökü: Göndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • عتب (Etb) kökü: Kızmak, suçlamak anlamına gelir. İst'ataba (fiil 10) - kaldırmaya çalışmak; suçlamak, iyilik/haz aramak, memnun etmek, günahları için telafi etmesine izin verilmek, savunmada herhangi bir mazeret kabul etmek, iyilik… • Nahl suresi 128 ayettir; bu 84. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).