Umulur ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz. Ve Biz Cehennem'i Kafirler için kuşatıcı kıldık.
İsra 17:8عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يَرْحَمَكُمْۚ وَاِنْ عُدْتُمْ عُدْنَاۢ وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِر۪ينَ حَص۪يراً • Asa rabbukum en yerhamekum, ve in udtum udna, ve cealna cehenneme lil kafirine hasira. • Meal: Umulur ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz.[1] Ve Biz Cehennem'i Kafirler[2] için kuşatıcı kıldık. • Dipnot 1: Yine bozgunculuk yaparsanız, Biz de yine cezalandırırız. • Dipnot 2: İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20). • Kelime kelime: عَسَىٰ asa belki · رَبُّكُمْ rabbukum Rabbiniz · أَن en · يَرْحَمَكُمْ ۚ yerhamekum size acır · وَإِنْ vein ve eğer · عُدتُّمْ udtum siz dönerseniz · عُدْنَا ۘ udna biz de döneriz · وَجَعَلْنَا ve cealna ve yapmışızdır · جَهَنَّمَ cehenneme cehennemi · لِلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine kafirler için · حَصِيرًا hasiran kuşatıcı • عسي (Esy) kökü: Umulur ki, olabilir ki, belki, olabilir, çok geçmeden olacak, umut edilir ki • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • عود (Ewd) kökü: Geri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • حصر (HSr) kökü: Dar olmak, kısıtlanmak, engellenmek. Birini sıkıştırmak ve kuşatmak/çevrelemek, birinin işine gitmesini engellemek, birini kuşatmak/sarmak/sınırlamak, birini hapsetmek/alıkoymak/tutmak/kısıtlamak/engellemek/saklamak… • İsra suresi 111 ayettir; bu 8. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).