Akıl Kuran (akilkuran.com)

İsra Suresi 85. Ayet Meali

Sana ruhtan soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabb'imin işindendir. Ve size ilimden çok az verilmiştir."

İsra 17:85 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sana ruhtan soruyorlar.
İsra 17:85
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِۜ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّ۪ي وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَل۪يلاً • Ve yes'eluneke anir ruh, kulir ruhu min emri rabbi ve ma utitum minel ilmi illa kalila. • Meal: Sana ruhtan[1] soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabb'imin işindendir.[2] Ve size ilimden çok az verilmiştir." • Dipnot 1: Rabb'imin emrindendir; O'nun bileceği bir şeydir. • Dipnot 2: Vahiy. Ruh; insanı yaşatan "can", "vahiy" ve "vahyin kaynağı" demektir. Kur'an, ruh kelimesini "vahiy" anlamında da kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermektedir, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmaktadır; onlara en doğru yaşamın yolunu göstermektedir. • Kelime kelime: وَيَسْـَٔلُونَكَ ve yeseluneke ve sana sorarlar · عَنِ ani -tan · ٱلرُّوحِ ۖ r-ruhi ruh- · قُلِ kuli de ki · ٱلرُّوحُ r-ruhu Ruh · مِنْ min · أَمْرِ emri emrindendir · رَبِّى rabbi Rabbimin · وَمَآ ve ma ve · أُوتِيتُم utitum size verilmemiştir · مِّنَ mine -den · ٱلْعِلْمِ l-ilmi ilim- · إِلَّا illa dışında · قَلِيلًۭا kalilen pek az bir şey • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • روح (rwH) kökü: Ruh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • قلل (qll) kökü: Az sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek. • İsra suresi 111 ayettir; bu 85. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).