Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 105. Ayet Meali

İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlara hiçbir değer vermeyiz.

Kehf 18:105 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir.
Kehf 18:105
اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ وَلِقَٓائِه۪ فَحَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَلَا نُق۪يمُ لَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَزْناً • Ulaikellezine keferu bi ayati rabbihim ve likaihi fe habitat a'maluhum fe la nukimu lehum yevmel kıyameti vezna. • Meal: İşte onlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenlerdir. Bu nedenle onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlara hiçbir değer vermeyiz. • Kelime kelime: أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar · ٱلَّذِينَ ellezine kimselerdir · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden · بِـَٔايَـٰتِ biayati ayetlerini · رَبِّهِمْ rabbihim Rablerinin · وَلِقَآئِهِۦ velikaihi ve O'na kavuşmayı · فَحَبِطَتْ fehabitat bu yüzden boşa çıkar · أَعْمَـٰلُهُمْ ea'maluhum eylemleri · فَلَا fela · نُقِيمُ nukimu kurmayız · لَهُمْ lehum onlar için · يَوْمَ yevme günü · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · وَزْنًۭا veznen bir terazi • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • حبط (HbT) kökü: Boşa gitmek, sonuçsuz kalmak, yok olmak, işe yaramamak, yararsız olmak, boşa çıkmak, etkisiz hale gelmek. Çok yemek yemek, çok yemekten veya sağlıksız yemekler yemekten dolayı karında şişkinlik veya ağrı oluşması… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • وزن (wzn) kökü: tartmak/yargılamak/ölçmek • Kehf suresi 110 ayettir; bu 105. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).