Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 20. Ayet Meali

"Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine döndürürler. O zaman, kesinlikle ebediyen kurtuluşa eremezsiniz."

Kehf 18:20 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine döndürürler.
Kehf 18:20
اِنَّهُمْ اِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ اَوْ يُع۪يدُوكُمْ ف۪ي مِلَّتِهِمْ وَلَنْ تُفْلِحُٓوا اِذاً اَبَداً • İnnehum in yazheru aleykum yercumukum ev yuidukum fi milletihim ve len tuflihu izen ebeda. • Meal: "Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine[1] döndürürler. O zaman, kesinlikle ebediyen kurtuluşa eremezsiniz." • Dipnot 1: Bir halkın sahip olduğu uygarlık, inanç sistemi, yaşam biçimi, yol, sünnet. Kimi çeviriler millet kelimesine "din" anlamı vermektedir bu doğru değildir. • Kelime kelime: إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar · إِن in eğer · يَظْهَرُوا۟ yezheru ellerine geçirirlerse · عَلَيْكُمْ aleykum sizi · يَرْجُمُوكُمْ yercumukum taşlayarak öldürürler · أَوْ ev yahut · يُعِيدُوكُمْ yuiydukum döndürürler · فِى fi · مِلَّتِهِمْ milletihim kendi dinlerine · وَلَن velen ve asla · تُفْلِحُوٓا۟ tuflihu iflah olamazsınız · إِذًا izen o takdirde · أَبَدًۭا ebeden asla • ظهر (Zhr) kökü: Görünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmak • رجم (rjm) kökü: Taşlamak, taş atmak, taşlayarak öldürmek, lanetlemek, sövmek, kovmak, (mezara) taş koymak, tahmine dayalı konuşmak, tahminler yapmak, tahmin etmek, öngörmek, ayaklarla yere vurma eylemi. Rajmun - tahmin, tahmine dayalı… • عود (Ewd) kökü: Geri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri… • ملل (mll) kökü: Dikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek. • فلح (flH) kökü: yarmak/yarık/çatlamak/bölmek/yarma, izli/pullukla sürmek/toprak işlemek, tarım, toprağı işlemek, müreffeh olmak/başarılı olmak, elde etmek/kazanmak, mesut olmak, bağımsız olmak, kalıcılık/süreklilık/dayanma gücü • ابد (Abd) kökü: Kalmak, ikamet etmek, sürekli/kalıcı olarak oturmak, devamlı kılmak, zaman (mutlak anlamda), uzun süre, sonsuz/ebedi/sonsuza dek, sınırsız/bölünemez, kalıcı/daimi, asosyal/yabancı, asla (olumsuz yapıda kullanıldığında) • Kehf suresi 110 ayettir; bu 20. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).