Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 35. Ayet Meali

Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

Kehf 18:35 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.
Kehf 18:35
وَدَخَلَ جَنَّتَهُ وَهُوَ ظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ۚ قَالَ مَٓا اَظُنُّ اَنْ تَب۪يدَ هٰذِه۪ٓ اَبَداًۙ • Ve dehale cennetehu ve huve zalimun li nefsih, kale ma ezunnu en tebide hazihi ebeda. • Meal: Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi. • Kelime kelime: وَدَخَلَ ve dehale ve girdi · جَنَّتَهُۥ cennetehu bağına · وَهُوَ vehuve o · ظَالِمٌۭ zalimun zulmederek · لِّنَفْسِهِۦ linefsihi kendisine · قَالَ kale dedi · مَآ ma hiç · أَظُنُّ ezunnu sanmam · أَن en · تَبِيدَ tebide yok olacağını · هَـٰذِهِۦٓ hazihi bunun · أَبَدًۭا ebeden ebediyyen • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ظنن (Znn) kökü: Düşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla… • بيد (byd) kökü: Yok olmak, ortadan kaybolmak, vefat etmek, kesilmek, soyunun tükenmesi, yok edilmek • ابد (Abd) kökü: Kalmak, ikamet etmek, sürekli/kalıcı olarak oturmak, devamlı kılmak, zaman (mutlak anlamda), uzun süre, sonsuz/ebedi/sonsuza dek, sınırsız/bölünemez, kalıcı/daimi, asosyal/yabancı, asla (olumsuz yapıda kullanıldığında) • Kehf suresi 110 ayettir; bu 35. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).