Akıl Kuran (akilkuran.com)

Kehf Suresi 79. Ayet Meali

"O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların ilerisinde bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı."

Kehf 18:79 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti.
Kehf 18:79
اَمَّا السَّف۪ينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَاك۪ينَ يَعْمَلُونَ فِي الْبَحْرِ فَاَرَدْتُ اَنْ اَع۪يبَهَا وَكَانَ وَرَٓاءَهُمْ مَلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَف۪ينَةٍ غَصْباً • Emmes sefinetu fe kanet li mesakine ya'melune fil bahri fe eradtu en eibeha ve kane veraehum melikun ye'huzu kulle sefinetin gasba. • Meal: "O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların ilerisinde bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı." • Kelime kelime: أَمَّا emma · ٱلسَّفِينَةُ s-sefinetu O gemi · فَكَانَتْ fekanet idi · لِمَسَـٰكِينَ limesakine yoksulların · يَعْمَلُونَ yea'melune çalışan · فِى fi · ٱلْبَحْرِ l-behri denizde · فَأَرَدتُّ feeradtu istedim · أَنْ en ki · أَعِيبَهَا eiybeha onu kusurlu yapmak · وَكَانَ vekane çünkü vardı · وَرَآءَهُم vera'ehum onların ilerisinde · مَّلِكٌۭ melikun bir kral · يَأْخُذُ ye'huzu alan · كُلَّ kulle her · سَفِينَةٍ sefinetin gemiyi · غَصْبًۭا gasben zorla • سفن (sfn) kökü: Gemi, gemi yapmak, denizde yüzmek, yolculuk etmek, yol almak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • سكن (skn) kökü: Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • بحر (bHr) kökü: Deniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgin • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • عيب (Eyb) kökü: Kötü, hasarlı, kusurlu/arızalı/sağlam olmayan/kullanılamaz durumda, lekesi olmak • وري (wry) kökü: Ateş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi. • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • غصب (gSb) kökü: Haksız/zorla/izinsiz almak; birisini bir şey yapmaya zorlamak veya mecbur bırakmak • Kehf suresi 110 ayettir; bu 79. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).