Artık onu aşmaya ve yarıp geçmeye güç yetiremediler.
Kehf 18:97فَمَا اسْطَاعُٓوا اَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً • Femestau en yazheruhu ve mestetau lehu nakba. • Meal: Artık onu aşmaya ve yarıp geçmeye güç yetiremediler. • Kelime kelime: فَمَا fema artık · ٱسْطَـٰعُوٓا۟ stau ne güçleri yetti · أَن en · يَظْهَرُوهُ yezheruhu onu aşmaya · وَمَا ve ma ne de · ٱسْتَطَـٰعُوا۟ stetau güçleri yetti · لَهُۥ lehu onu · نَقْبًۭا nekben delmeye • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • ظهر (Zhr) kökü: Görünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmak • نقب (nqb) kökü: Duvarı delmek, delik açmak, ülkeden geçmek, şef olmak, seyahat etmek, içinden geçmek veya dolaşmak • Kehf suresi 110 ayettir; bu 97. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).