Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 111. Ayet Meali

Onlar, "Yahudi ve Nesara'dan başkası Cennet'e giremeyecek." derler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız iddianızı kanıtlayın."

Bakara 2:111 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar, "Yahudi ve Nesara'dan başkası Cennet'e giremeyecek." derler.
Bakara 2:111
وَقَالُوا لَنْ يَدْخُلَ الْجَنَّةَ اِلَّا مَنْ كَانَ هُوداً اَوْ نَصَارٰىۜ تِلْكَ اَمَانِيُّهُمْۜ قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ • Ve kalu len yedhulel cennete illa men kane huden ev nasar, tilke emaniyyuhum kul hatu burhanekum in kuntum sadikin. • Meal: Onlar, "Yahudi ve Nesara'dan[1] başkası Cennet'e giremeyecek." derler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız iddianızı kanıtlayın." • Dipnot 1: Hıristiyanlardan. • Kelime kelime: وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler · لَن len · يَدْخُلَ yedhule asla giremez · ٱلْجَنَّةَ l-cennete cennete · إِلَّا illa başkası · مَن men kimseden · كَانَ kane olan · هُودًا huden Yahudi · أَوْ ev veyahut · نَصَـٰرَىٰ ۗ nesara hıristiyan · تِلْكَ tilke işte bu · أَمَانِيُّهُمْ ۗ emaniyyuhum onların kuruntusudur · قُلْ kul de ki · هَاتُوا۟ hatu getirin · بُرْهَـٰنَكُمْ burhanekum delilinizi · إِن in eğer · كُنتُمْ kuntum iseniz · صَـٰدِقِينَ sadikine doğru • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • هود (hwd) kökü: Yahudi olmak, yönlendirilmek, görevine nazikçe geri dönmek. Tahweed: sürünmek, emeklemek; Tövbe. • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • مني (mny) kökü: Birini denemek veya kanıtlamak, arabuluculuk yapmak, dilemek veya arzulamak. • هات (hAt) kökü: Getirin, üretin • برهن (brhn) kökü: Kanıt/delil. • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 111. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).