"Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir. Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na gönülden boyun eğmektedir.
Bakara 2:116وَقَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداًۙ سُبْحَانَهُۜ بَلْ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ • Ve kaluttehazellahu veleden, subhaneh, bel lehu ma fis semavati vel ard, kullun lehu kanitun. • Meal: "Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir.[1] Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na gönülden boyun eğmektedir. • Dipnot 1: Uzaktır, arınıktır. • Kelime kelime: وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki · ٱتَّخَذَ ttehaze edindi · ٱللَّهُ llahu Allah · وَلَدًۭا ۗ veleden çocuk · سُبْحَـٰنَهُۥ ۖ subhanehu O yücedir · بَل bel bilakis · لَّهُۥ lehu onundur · مَا ma ne varsa · فِى fi · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde · وَٱلْأَرْضِ ۖ vel'erdi ve yerde · كُلٌّۭ kullun hepsi · لَّهُۥ lehu O'na · قَـٰنِتُونَ kanitune boyun eğmiştir • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • سبح (sbH) kökü: Yüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • قنت (qnt) kökü: Dindar, itaatkar olmak, tüm tevazu ile tam ve yürekten uzun süre duada durmak. Qanitun - tam, yürekten ve tüm tevazu ile dindar ve itaatkar olan kişi. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 116. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).