Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 116. Ayet Meali

"Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir. Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na gönülden boyun eğmektedir.

Bakara 2:116 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Allah, çocuk edindi!" dediler.
Bakara 2:116
وَقَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداًۙ سُبْحَانَهُۜ بَلْ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ • Ve kaluttehazellahu veleden, subhaneh, bel lehu ma fis semavati vel ard, kullun lehu kanitun. • Meal: "Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir.[1] Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na gönülden boyun eğmektedir. • Dipnot 1: Uzaktır, arınıktır. • Kelime kelime: وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki · ٱتَّخَذَ ttehaze edindi · ٱللَّهُ llahu Allah · وَلَدًۭا ۗ veleden çocuk · سُبْحَـٰنَهُۥ ۖ subhanehu O yücedir · بَل bel bilakis · لَّهُۥ lehu onundur · مَا ma ne varsa · فِى fi · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde · وَٱلْأَرْضِ ۖ vel'erdi ve yerde · كُلٌّۭ kullun hepsi · لَّهُۥ lehu O'na · قَـٰنِتُونَ kanitune boyun eğmiştir • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • سبح (sbH) kökü: Yüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • قنت (qnt) kökü: Dindar, itaatkar olmak, tüm tevazu ile tam ve yürekten uzun süre duada durmak. Qanitun - tam, yürekten ve tüm tevazu ile dindar ve itaatkar olan kişi. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 116. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).