Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 3. Ayet Meali

Onlar; gayba iman ederler, salatı ikame ederler ve verdiğimiz rızıktan infak ederler.

Bakara 2:3 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlar; gayba iman ederler, salatı ikame ederler ve verdiğimiz rızıktan infak ederler.
Bakara 2:3
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ • Ellezine yu'minune bil gaybi ve yukimunes salate ve mimma razaknahum yunfikun. • Meal: Onlar; gayba[1] iman ederler, salatı ikame ederler[2] ve verdiğimiz rızıktan infak[3] ederler. • Dipnot 1: Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. Bu yönelmede ritüel salat (namaz) ve dua çok önemli bir yer tutmaktadır. Salatın birçok anlamı bulunmaktadır. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Namaz, Farsça bir kelime olup Kur'an'da geçmez. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir. • Dipnot 2: İhtiyacı olanlara yardım etmek. • Dipnot 3: Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki · يُؤْمِنُونَ yu'minune inanırlar · بِٱلْغَيْبِ bil-gaybi gaybde(gizlide) · وَيُقِيمُونَ ve yukimune ve ayakta tutarlar · ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı · وَمِمَّا ve mimma ve şeyden · رَزَقْنَـٰهُمْ razeknahum kendilerini rızıklandırdığımız · يُنفِقُونَ yunfikune infak ederler • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 3. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).