Sonra meleklere: "Adem için secde edin." dedik. İblis hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O Kafirlerdendi.
Bakara 2:34وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ • Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis, eba vestekbere ve kane minel kafirin. • Meal: Sonra meleklere: "Adem için secde[1] edin." dedik. İblis[2] hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O Kafirlerdendi.[3] • Dipnot 1: Secde; tam bir teslimiyet içinde Allah'a bağlılık göstermek, itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek, saygı göstermek ve içtenlikle boyun eğmek demektir. Diğer bir anlamı ile de secde bütün bir varlığın Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olması, boyun bükmesidir. Namaz kılarken alnı yere koymak. • Dipnot 2: İblis, secde etmediği için Kafir olmadı; o, zaten kafirdi; Kafir olduğu için secde etmedi. Bu nedenle "Kafir oldu" şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir. • Dipnot 3: Şeytanın özelliklerinden birisini ifade eden bir sıfattır. Şeytan-i racim, İblis olarak anılmaktadır. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz hani · قُلْنَا kulna demiştik · لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ lilmelaiketi Meleklere · ٱسْجُدُوا۟ scudu secde edin · لِـَٔادَمَ liademe Adem'e · فَسَجَدُوٓا۟ fesecedu hemen secde ettiler · إِلَّآ illa hariç · إِبْلِيسَ iblise İblis · أَبَىٰ eba kaçındı · وَٱسْتَكْبَرَ vestekbera ve kibirlendi · وَكَانَ ve kane ve oldu · مِنَ mine -dan · ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine inkarcılar- • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • ابي (Aby) kökü: Gönüllü olarak reddetmek/kaçınmak/sakınmak, geri durdu/çekindi, katılmamak/reddetmek/hoşlanmamak/onaylamamak/nefret etmek, uyumsuz/uzlaşmaz/dirençli. • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • Bakara suresi 286 ayettir; bu 34. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).