Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 49. Ayet Meali

Hatırlayın! Sizi, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayarak, azabın en kötüsüne uğratan Firavun'un adamlarından kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı.

Bakara 2:49 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Hatırlayın!
Bakara 2:49
وَاِذْ نَجَّيْنَاكُمْ مِنْ اٰلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُٓوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ اَبْنَٓاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَٓاءَكُمْۜ وَف۪ي ذٰلِكُمْ بَلَٓاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظ۪يمٌ • Ve iz necceynakum min ali fir'avne yesumunekum suel azabi yuzebbihune ebnaekum ve yestahyune nisaekum ve fi zalikum belaun min rabbikum azim. • Meal: Hatırlayın! Sizi, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayarak, azabın en kötüsüne uğratan Firavun'un adamlarından kurtarmıştık. Bunda, sizin için Rabb'inizden büyük bir sınav vardı. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz hani · نَجَّيْنَـٰكُم necceynakum sizi kurtarmıştık · مِّنْ min -nden · ءَالِ ali ailesi- · فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn · يَسُومُونَكُمْ yesumunekum onlar size reva görüyor · سُوٓءَ su'e en kötüsünü · ٱلْعَذَابِ l-azabi azabın · يُذَبِّحُونَ yuzebbihune boğazlayıp · أَبْنَآءَكُمْ ebna'ekum oğullarınızı · وَيَسْتَحْيُونَ ve yestehyune sağ bırakıyorlardı · نِسَآءَكُمْ ۚ nisa'ekum kadınlarınızı · وَفِى ve fi ve vardı · ذَٰلِكُم zalikum bunda sizin için · بَلَآءٌۭ bela'un bir imtihan · مِّن min -den · رَّبِّكُمْ rabbikum Rabbiniz- · عَظِيمٌۭ azimun büyük • نجو (njw) kökü: Kurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek. • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • سوم (swm) kökü: Pazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmek • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • ذبح (pbH) kökü: Bölmek/yırtmak, boğazını kesmek, kalmak, kurban etmek, açıp yırtmak, hendek, katletmek/katliam yapmak, çok sayıda öldürmek, kurban edilen şey, kurban, kesilen kişi. • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • بلو (blw) kökü: Denemek, test etmek, sınamak, imtihan etmek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • عظم (EZm) kökü: büyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmek • Bakara suresi 286 ayettir; bu 49. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).