Akıl Kuran (akilkuran.com)

Bakara Suresi 73. Ayet Meali

"Onun bir kısmı ile ona vurun" dedik. İşte Allah, böylece ölüleri dirilterek ayetlerini size gösterir. Umulur ki gerçeği kavrarsınız.

Bakara 2:73 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Onun bir kısmı ile ona vurun" dedik.
Bakara 2:73
فَقُلْنَا اضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَاۜ كَذٰلِكَ يُحْـيِ اللّٰهُ الْمَوْتٰى وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ • Fe kulnadribuhu bi ba'dıha kezalike yuhyillahul mevta ve yurikum ayatihi leallekum ta'kılun. • Meal: "Onun bir kısmı ile ona vurun" dedik.[1] İşte Allah, böylece ölüleri dirilterek ayetlerini[2] size gösterir. Umulur ki gerçeği kavrarsınız. • Dipnot 1: Kesilen sığırın bir parçasıyla öldürülen kişiye vurun. • Dipnot 2: Kanıtlarını. • Kelime kelime: فَقُلْنَا fekulna dedik ki · ٱضْرِبُوهُ dribuhu vurun ona (öldürülene) · بِبَعْضِهَا ۚ bibea'diha (ineğin) bir parçasıyla · كَذَٰلِكَ kezalike işte böylece · يُحْىِ yuhyi diriltir · ٱللَّهُ llahu Allah · ٱلْمَوْتَىٰ l-mevta ölüleri · وَيُرِيكُمْ ve yurikum ve size gösterir · ءَايَـٰتِهِۦ ayatihi ayetlerini · لَعَلَّكُمْ leallekum umulur ki · تَعْقِلُونَ tea'kilune düşünürsünüz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ضرب (Drb) kökü: İyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek… • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • حيي (Hyy) kökü: Yaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi… • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • عقل (Eql) kökü: Bağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak. • Bakara suresi 286 ayettir; bu 73. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).