Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enbiya Suresi 3. Ayet Meali

O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

Enbiya 21:3 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir beşer…
Enbiya 21:3
لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْۜ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىۗ اَلَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْۚ اَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ • Lahiyeten kulubuhum ve eserrun necvellezine zalemu hel haza illa beşerun mislukum, e fe te'tunes sihre ve entum tubsırun. • Meal: O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir beşerden[1] başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar. • Dipnot 1: Hiçbir ilahi ve insan üstü özelliği olmayan, sıradan bir insan. • Kelime kelime: لَاهِيَةًۭ lahiyeten eğlencededir · قُلُوبُهُمْ ۗ kulubuhum kalbleri · وَأَسَرُّوا۟ ve eserru ve gizlediler · ٱلنَّجْوَى n-necva aralarındaki konuşmayı · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ظَلَمُوا۟ zelemu zulmeden(ler) · هَلْ hel değil mi? · هَـٰذَآ haza bu · إِلَّا illa ancak · بَشَرٌۭ beşerun bir insandır · مِّثْلُكُمْ ۖ mislukum sizin gibi · أَفَتَأْتُونَ efete'tune şimdi siz kapılacak mısınız? · ٱلسِّحْرَ s-sihra büyüye · وَأَنتُمْ veentum siz · تُبْصِرُونَ tubsirune görüyorken • لهو (lhw) kökü: Ondan uzaklaşarak unutmak, Meşgul etmek, kandırmak, dikkatini dağıtmak, spor/oyun/eğlence, yolunu değiştirmek, sapma, unutmak, keyif/neşe vermek, uzaklaşmak, fırlatılan şey, dikkatsiz/umursamaz • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • سرر (srr) kökü: Sevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk • نجو (njw) kökü: Kurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek. • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • مثل (mvl) kökü: Dik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • سحر (sHr) kökü: Büyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 3. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).