De ki: "Gece ya da gündüz Rahman'dan sizi kim koruyabilir?" Doğrusu onlar, Rabb'lerinin öğüdünden yüz çevirenlerdir.
Enbiya 21:42قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ • Kul men yekleukum bil leyli ven nehari miner rahman, bel hum an zikri rabbihim mu'ridun. • Meal: De ki: "Gece ya da gündüz Rahman'dan sizi kim koruyabilir?[1]" Doğrusu onlar, Rabb'lerinin öğüdünden yüz çevirenlerdir. • Dipnot 1: Rahman'dan gelecek cezaya karşı. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · مَن men kim · يَكْلَؤُكُم yekle'ukum sizi koruyacak? · بِٱلَّيْلِ bil-leyli gece · وَٱلنَّهَارِ ve nnehari ve gündüz · مِنَ mine -dan · ٱلرَّحْمَـٰنِ ۗ r-rahmani Rahman- · بَلْ bel hayır · هُمْ hum onlar · عَن an -inden · ذِكْرِ zikri Zikr- · رَبِّهِم rabbihim Rablerinin · مُّعْرِضُونَ mua'ridune yüz çeviriyorlar • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كلا (klA) kökü: Korumak, nöbet tutmak, güvende tutmak. • ليل (lyl) kökü: Gece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin • نهر (nhr) kökü: akıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar) • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • عرض (ErD) kökü: Gerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak… • Enbiya suresi 112 ayettir; bu 42. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).