Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nur Suresi 16. Ayet Meali

Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi?

Nur 24:16 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz.
Nur 24:16
وَلَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَـنَٓا اَنْ نَتَكَلَّمَ بِهٰذَاۗ سُبْحَانَكَ هٰذَا بُهْتَانٌ عَظ۪يمٌ • Ve lev la iz semi'tumuhu kultum ma yekunu lena en netekelleme bi haza subhaneke haza buhtanun azim. • Meal: Ve onu duyduğunuz zaman: "Bunu konuşmamız bize yakışmaz. Seni tenzih ederiz! Bu büyük bir iftiradır." demeniz gerekmez miydi? • Kelime kelime: وَلَوْلَآ velevla gerekmez miydi? · إِذْ iz zaman · سَمِعْتُمُوهُ semia'tumuhu onu işittiğiniz · قُلْتُم kultum demeniz · مَّا ma · يَكُونُ yekunu yakışmaz · لَنَآ lena bize · أَن en · نَّتَكَلَّمَ netekelleme konuşmamız · بِهَـٰذَا bihaza bunu · سُبْحَـٰنَكَ subhaneke Seni tenzih ederiz · هَـٰذَا haza bu · بُهْتَـٰنٌ buhtanun bir iftiradır · عَظِيمٌۭ azimun büyük • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • سبح (sbH) kökü: Yüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek • بهت (bht) kökü: Şaşırtmak/kafasını karıştırmak/hayrete düşürmek, doğru yollarını görememek, hayrete kapılmak, yarıda kesmek, alt etmek, şaşırtmak, aniden hazırlıksız yakalamak, iftira, karalama, asılsız suçlama • عظم (EZm) kökü: büyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmek • Nur suresi 64 ayettir; bu 16. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).