O, beşeri sudan yarattı. Sonra onu, soy sop ve akraba sahibi kıldı. Senin Rabb'in her şeye güç yetirendir.
Furkan 25:54وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَراً فَجَعَلَهُ نَسَباً وَصِهْراًۜ وَكَانَ رَبُّكَ قَد۪يراً • Ve huvellezi halaka minel mai beşeren fe cealehu neseben ve sıhra, ve kane rabbuke kadira. • Meal: O, beşeri sudan yarattı. Sonra onu, soy sop ve akraba sahibi kıldı. Senin Rabb'in her şeye güç yetirendir. • Kelime kelime: وَهُوَ ve huve ve O · ٱلَّذِى llezi · خَلَقَ haleka yarattı · مِنَ mine -dan · ٱلْمَآءِ l-mai su- · بَشَرًۭا beşeran bir insan · فَجَعَلَهُۥ fe cealehu ve onu kıldı · نَسَبًۭا neseben nesep · وَصِهْرًۭا ۗ ve sihran ve sıhr · وَكَانَ ve kane ve · رَبُّكَ rabbuke Rabbin · قَدِيرًۭا kadiran her şeye gücü yetendir • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • موه (mwh) kökü: su, yağmur • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • نسب (nsb) kökü: Bir kişinin soyağacını vermek veya sormak, soy sopunu öğrenmek, akrabalık, ilişki. • صهر (Shr) kökü: Eritmek, yağ gibi şeyleri sıvılaştırmak, ısıdan ciddi şekilde etkilenmek, ateşte iyice pişirmek, kızartılmış/ızgara yapılmış/kızartılmış, ilişki, akrabalık açısından yakınlık, kutsal veya dokunulmaz olan, evlilik… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • Furkan suresi 77 ayettir; bu 54. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).