"Kardeşim Harun'un konuşması benden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak, benimle birlikte gönder. Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum."
Kasas 28:34وَاَخ۪ي هٰرُونُ هُوَ اَفْصَحُ مِنّ۪ي لِسَاناً فَاَرْسِلْهُ مَعِيَ رِدْءاً يُصَدِّقُن۪يۘ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِ • Ve ahi harunu huve efsahu minni lisanen fe ersilhu maiye rid'en yusaddıkuni, inni ehafu en yukezzibun. • Meal: "Kardeşim Harun'un konuşması benden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak, benimle birlikte gönder. Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum." • Kelime kelime: وَأَخِى ve ehi ve kardeşimi · هَـٰرُونُ harunu Harun · هُوَ huve o · أَفْصَحُ efsahu daha fasihtir (güzel konuşur) · مِنِّى minni benden · لِسَانًۭا lisanen dil bakımından · فَأَرْسِلْهُ feersilhu onu gönder · مَعِىَ meiye benimle beraber · رِدْءًۭا rid'en bir yardımcı olarak · يُصَدِّقُنِىٓ ۖ yusaddikuni beni doğrulayan · إِنِّىٓ inni zira ben · أَخَافُ ehafu korkuyorum · أَن en diye · يُكَذِّبُونِ yukezzibuni beni yalanlayacakla • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • فصح (fSH) kökü: İyi ve anlaşılır bir dil kullanmak, güzel konuşmak. • لسن (lsn) kökü: Bir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ردا (rdA) kökü: Duvarı güçlendirmek, desteklemek veya tutmak, akıllıca bakım yapmak, yardım etmek/destek olmak. • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • Kasas suresi 88 ayettir; bu 34. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).