Onlar hem kendi yüklerini hem kendi yükleri ile birlikte başka yükleri taşıyacaklar. Kıyamet günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekilecekler.
Ankebut 29:13وَلَيَحْمِلُنَّ اَثْقَالَهُمْ وَاَثْقَالاً مَعَ اَثْقَالِهِمْۘ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَمَّا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟ • Ve le yahmilunne eskalehum ve eskalen mea eskalihim ve le yus'elunne yevmel kıyameti amma kanu yefterun. • Meal: Onlar hem kendi yüklerini hem kendi yükleri ile birlikte başka yükleri taşıyacaklar. Kıyamet günü, kesinlikle uydurdukları şeylerden hesaba çekilecekler. • Kelime kelime: وَلَيَحْمِلُنَّ veleyehmilunne ve onlar taşıyacaklar · أَثْقَالَهُمْ eskalehum kendi yüklerini · وَأَثْقَالًۭا ve eskalen ve (başka) yükleri · مَّعَ mea beraber · أَثْقَالِهِمْ ۖ eskalihim kendi yükleriyle · وَلَيُسْـَٔلُنَّ veleyuselunne ve elbette sorguya çekileceklerdir · يَوْمَ yevme gününde · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · عَمَّا amma şeylerden · كَانُوا۟ kanu oldukları · يَفْتَرُونَ yefterune uyduruyor(lar) • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • ثقل (vql) kökü: Ağır/ağırlık olmak, yavaş/donuk/hantal olmak, zor/çetin/üzücü olmak. Thaqalaan (thaqalan'ın ikili hali) - iki büyük ve ağır şey, iki ordu. Athqaal (thiql'in çoğulu) - yük. Thaqiil (çoğulu thiqaal) - ağır. Mithqaal… • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فري (fry) kökü: Kesmek/bölmek/yarmak, iftira atmak, (yalan) uydurmak. • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 13. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).