Rızıklarını temin edemeyen nice dabbe vardır. Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ankebut 29:60وَكَاَيِّنْ مِنْ دَٓابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَاۗ اَللّٰهُ يَرْزُقُهَا وَاِيَّاكُمْۘ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ • Ve keeyyin min dabbetin la tahmilu rızkaha allahu yerzukuha ve iyyakum ve huves semiul alim. • Meal: Rızıklarını temin edemeyen[1] nice dabbe[2] vardır. Onlara da size de Allah rızık verir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. • Dipnot 1: Dabbe, hareket eden, canlı demektir. Genellikle sürüngenler için kullanılır. Kur'an'da tüm canlılar için de kullanılmaktadır. • Dipnot 2: Kendi başına yiyeceğini elde edemeyen, yiyecek biriktiremeyen. • Kelime kelime: وَكَأَيِّن ve keeyyin nicesi var ki · مِّن min -dan · دَآبَّةٍۢ dabbetin canlı(lar)- · لَّا la · تَحْمِلُ tehmilu taşıyamaz · رِزْقَهَا rizkaha rızkını · ٱللَّهُ llahu Allah · يَرْزُقُهَا yerzukuha onları da besler · وَإِيَّاكُمْ ۚ ve iyyakum sizi de · وَهُوَ ve huve ve O · ٱلسَّمِيعُ s-semiu işitendir · ٱلْعَلِيمُ l-alimu bilendir • دبب (dbb) kökü: yavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmak • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 60. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).