Bu, ellerinizle yaptığınız şeylerin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir.
Ali İmran 3:182ذٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يكُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِۚ • Zalike bima kaddemet eydikum ve ennallahe leyse bi zallamin lil abid. • Meal: Bu, ellerinizle yaptığınız şeylerin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir. • Kelime kelime: ذَٰلِكَ zalike bu · بِمَا bima karşılığıdır · قَدَّمَتْ kaddemet yapıp öne sürdürdüğünün · أَيْدِيكُمْ eydikum sizin ellerinizin · وَأَنَّ ve enne ve şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَيْسَ leyse asla değildir · بِظَلَّامٍۢ bizellamin zulmedici · لِّلْعَبِيدِ lil'abidi kullara • قدم (qdm) kökü: Öne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 182. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).