Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 31. Ayet Meali

De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın." Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Ali İmran 3:31 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın." Allah, Çok…
Ali İmran 3:31
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ • Kul in kuntum tuhibbunallahe fettebiuni yuhbibkumullahu ve yagfir lekum zunubekum, vallahu gafurun rahim. • Meal: De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın." Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · إِن in eğer · كُنتُمْ kuntum siz · تُحِبُّونَ tuhibbune seviyorsanız · ٱللَّهَ llahe Allah'ı · فَٱتَّبِعُونِى fettebiuni bana uyun ki · يُحْبِبْكُمُ yuhbibkumu sizi sevsin · ٱللَّهُ llahu Allah da · وَيَغْفِرْ ve yegfir ve bağışlasın · لَكُمْ lekum sizin · ذُنُوبَكُمْ ۗ zunubekum günahlarınızı · وَٱللَّهُ vallahu Allah · غَفُورٌۭ gafurun bağışlayandır · رَّحِيمٌۭ rahimun esirgeyendir • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • حبب (Hbb) kökü: Sevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • ذنب (pnb) kökü: İzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmak • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 31. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).