Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 38. Ayet Meali

Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."

Ali İmran 3:38 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im!
Ali İmran 3:38
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۚ قَالَ رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةًۚ اِنَّكَ سَم۪يعُ الدُّعَٓاءِ • Hunalike dea zekeriyya rabbeh, kale rabbi hebli min ledunke zurriyyeten tayyibeh, inneke semiud dua'. • Meal: Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin." • Kelime kelime: هُنَالِكَ hunalike orada · دَعَا deaa du'a etti · زَكَرِيَّا zekeriyya Zekeriyya · رَبَّهُۥ ۖ rabbehu Rabbine · قَالَ kale dedi ki · رَبِّ rabbi Rabbim · هَبْ heb ver · لِى li bana · مِن min · لَّدُنكَ ledunke katından · ذُرِّيَّةًۭ zurriyyeten bir nesil · طَيِّبَةً ۖ tayyibeten temiz · إِنَّكَ inneke şüphesiz sen · سَمِيعُ semiu işitensin · ٱلدُّعَآءِ d-duaa'i du'ayı • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • وهب (whb) kökü: vermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak. • لدن (ldn) kökü: Yanında; yakınında; ile; -den; huzur; huzurunda; için. Ladun: Bir yer parçacığı veya edat. • ذرر (prr) kökü: Saçmak, serpmek, serpişdirmek, yükselmek. • طيب (Tyb) kökü: İyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal. • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 38. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).