İsa, onların küfrünü sezince: "Bana, Allah yolunda kim yardımcı olacak?" dedi. Havariler: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız, Allah'a iman ettik, bizim teslim olduğumuza şahit ol." dediler.
Ali İmran 3:52فَلَمَّٓا اَحَسَّ ع۪يسٰى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ اَنْصَار۪ٓي اِلَى اللّٰهِۜ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِۚ اٰمَنَّا بِاللّٰهِۚ وَاشْهَدْ بِاَنَّا مُسْلِمُونَ • Fe lemma ehassa isa min humul kufre kale men ensari ilallah, kalel havariyyune nahnu ensarullah, amenna billah, veşhed bi enna muslimun. • Meal: İsa, onların küfrünü sezince: "Bana, Allah yolunda kim yardımcı olacak?" dedi. Havariler: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız, Allah'a iman ettik, bizim teslim olduğumuza şahit ol." dediler. • Kelime kelime: فَلَمَّآ felemma ne zaman ki · أَحَسَّ ehasse sezdi · عِيسَىٰ iysa Îsa · مِنْهُمُ minhumu onlardan · ٱلْكُفْرَ l-kufra inkarı · قَالَ kale dedi ki · مَنْ men kimler · أَنصَارِىٓ ensari bana yardımcı olacak · إِلَى ila (yolunda) · ٱللَّهِ ۖ llahi Allah · قَالَ kale dediler · ٱلْحَوَارِيُّونَ l-havariyyune Havariler · نَحْنُ nehnu Biz · أَنصَارُ ensaru yardımcılarıyız · ٱللَّهِ llahi Allah(yolun)un · ءَامَنَّا amenna inandık · بِٱللَّهِ billahi Allah'a · وَٱشْهَدْ veşhed şahid ol · بِأَنَّا bienna biz · مُسْلِمُونَ muslimune müslümanlarız • حسس (Hss) kökü: Katletmek, kökünü kurutmak, yok etmek, öldürmek, birinin algılama güçlerini öldürmek, bozguna uğratmak, birinin sesini veya hareketini durdurmak, birine veya bir halka ezmek ve aşağılamak, yutmak, patlatmak veya yakmak… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • حور (Hwr) kökü: Geri dönmek/geri tepmek, bir durumdan başka bir duruma dönüşmek/değişmek, yıkamak/beyazlatmak, yuvarlak yapmak, çevrelemek, şan/üstünlük için rekabet etmek/mücadele etmek, gözün beyazı, gözün beyazının yoğun beyazlığı… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • سلم (slm) kökü: barış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 52. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).