Yine gece uyumanız, gündüz O'nun fazlından rızık aramanız O'nun ayetlerindendir. Bunda, anlayan bir halk için ayetler vardır.
Rum 30:23وَمِنْ اٰيَاتِه۪ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ • Ve min ayatihi menamukum bil leyli ven nehari vebtigaukum min fadlih, inne fi zalike le ayatin li kavmin yesmeun. • Meal: Yine gece uyumanız, gündüz O'nun fazlından[1] rızık aramanız O'nun ayetlerindendir.[2] Bunda, anlayan bir halk için ayetler vardır. • Dipnot 1: Kanıt, gösterge, belge. • Dipnot 2: Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik. • Kelime kelime: وَمِنْ ve min -nden (biri de) · ءَايَـٰتِهِۦ ayatihi O'nun ayetleri- · مَنَامُكُم menamukum uyumanızdır · بِٱلَّيْلِ bil-leyli geceleyin · وَٱلنَّهَارِ ve nnehari ve gündüzün · وَٱبْتِغَآؤُكُم vebtiga'ukum ve aramanızdır · مِّن min -ndan · فَضْلِهِۦٓ ۚ fedlihi O'nun lutfu- · إِنَّ inne şüphesiz · فِى fi vardır · ذَٰلِكَ zalike bunda · لَـَٔايَـٰتٍۢ layatin ibretler · لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için · يَسْمَعُونَ yesmeune işiten • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • نوم (nwm) kökü: Uyumak, uyuklamak, sakinleşmek, azalmak, donuklaşmak, uyuşmak, dozlamak • ليل (lyl) kökü: Gece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin • نهر (nhr) kökü: akıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar) • بغي (bgy) kökü: Azgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • Rum suresi 60 ayettir; bu 23. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).