Göklerin ve yerin, buyruğu ile durması, O'nun ayetlerindendir. Sonra bir tek çağırışla çağırdığı zaman yerden derhal çıkacaksınız.
Rum 30:25وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ تَقُومَ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ بِاَمْرِه۪ۜ ثُمَّ اِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْاَرْضِ اِذَٓا اَنْتُمْ تَخْرُجُونَ • Ve min ayatihi en tekumes semau vel ardu bi emrih, summe iza deakum da'veten minel ardı iza entum tahrucun. • Meal: Göklerin ve yerin, buyruğu ile durması,[1] O'nun ayetlerindendir.[2] Sonra bir tek çağırışla çağırdığı zaman yerden derhal çıkacaksınız.[3] • Dipnot 1: Kanıt, gösterge, işaret. • Dipnot 2: Dengede durması, varlığını sürdürmesi, bir düzene sahip olması. • Dipnot 3: Yeniden diriltileceksiniz. • Kelime kelime: وَمِنْ ve min -nden (biri de) · ءَايَـٰتِهِۦٓ ayatihi O'nun ayetleri- · أَن en · تَقُومَ tekume durmasıdır · ٱلسَّمَآءُ s-semau göğün · وَٱلْأَرْضُ vel'erdu ve yerin · بِأَمْرِهِۦ ۚ biemrihi O'nun buyruğuyla · ثُمَّ summe sonra · إِذَا iza zaman · دَعَاكُمْ deaakum sizi çağırdığı · دَعْوَةًۭ dea'veten bir tek da'vetle · مِّنَ mine -den · ٱلْأَرْضِ l-erdi yer- · إِذَآ iza bir de bakarsınız ki · أَنتُمْ entum siz · تَخْرُجُونَ tehrucune çıkıyorsunuz • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • Rum suresi 60 ayettir; bu 25. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).