Onlara; Babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hemcinsleri ve antlaşma ile hak sahibi oldukları ile serbestçe görüşmelerinde bir sakınca yoktur. Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Tanık'tır.
Ahzab 33:55لَا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ ف۪ٓي اٰبَٓائِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓائِهِنَّ وَلَٓا اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اَخَوَاتِهِنَّ وَلَا نِسَٓائِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّۚ وَاتَّق۪ينَ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يداً • La cunaha aleyhinne fi abaihinne ve la ebnaihinne ve la ihvanihinne ve la ebnai ihvanihinne ve la ebnai ehavatihinne ve la nisaihinne ve la ma meleket eymanuhun, vettekinallah, innallahe kane ala kulli şey'in şehida. • Meal: Onlara; Babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hemcinsleri ve antlaşma ile hak sahibi oldukları[1] ile serbestçe görüşmelerinde bir sakınca yoktur. Allah'a karşı takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Tanık'tır. • Dipnot 1: Bkz. 23:6. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: لَّا la yoktur · جُنَاحَ cunaha bir günah · عَلَيْهِنَّ aleyhinne onlara · فِىٓ fi hakkında · ءَابَآئِهِنَّ abaihinne babaları · وَلَآ ve la ve yoktur · أَبْنَآئِهِنَّ ebnaihinne oğulları · وَلَآ ve la ve yoktur · إِخْوَٰنِهِنَّ ihvanihinne kardeşleri · وَلَآ ve la ve yoktur · أَبْنَآءِ ebna'i oğulları · إِخْوَٰنِهِنَّ ihvanihinne kardeşlerinin · وَلَآ ve la ve yoktur · أَبْنَآءِ ebna'i oğulları · أَخَوَٰتِهِنَّ ehavatihinne kızkardeşlerinin · وَلَا ve la ve yoktur · نِسَآئِهِنَّ nisaihinne kadınları · وَلَا ve la ve yoktur · مَا ma · مَلَكَتْ meleket malik oldukları · أَيْمَـٰنُهُنَّ ۗ eymanuhunne ellerinde · وَٱتَّقِينَ vettekine ve korkun · ٱللَّهَ ۚ llahe Allah'tan · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · كَانَ kane · عَلَىٰ ala üzerine · كُلِّ kulli her · شَىْءٍۢ şey'in şey · شَهِيدًا şehiden şahittir • جنح (jnH) kökü: Yan, eğilmek, meyletmek, bükülmek, çömelmek. • ابو (Abw) kökü: baba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • يمن (ymn) kökü: Sağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli. • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • Ahzab suresi 73 ayettir; bu 55. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).