"Madem doğru söyleyenlerseniz, bu vaad ne zaman?" derler.
Yasin 36:48وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ • Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin. • Meal: "Madem doğru söyleyenlerseniz, bu vaad[1] ne zaman[2]?" derler. • Dipnot 1: Tehdit edildiğimiz şey; cezalandırma. • Dipnot 2: Alay eder bir şekilde. • Kelime kelime: وَيَقُولُونَ ve yekulune ve diyorlar · مَتَىٰ meta ne zaman? · هَـٰذَا haza bu · ٱلْوَعْدُ l-vea'du tehdid (ettiğiniz azab) · إِن in eğer · كُنتُمْ kuntum iseniz · صَـٰدِقِينَ sadikine doğru söylüyor(lar) • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • وعد (wEd) kökü: söz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre) • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • Yasin suresi 83 ayettir; bu 48. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).