O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir.
Yasin 36:82اِنَّـمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـٔاً اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ • İnnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun. • Meal: O, bir şey yaratmak istediğinde, ona: "Ol." der. O da hemen oluverir. • Kelime kelime: إِنَّمَآ innema şüphesiz · أَمْرُهُۥٓ emruhu O'nun işi · إِذَآ iza zaman · أَرَادَ erade istediği · شَيْـًٔا şey'en bir şeyi · أَن en · يَقُولَ yekule demesidir · لَهُۥ lehu ona sadece · كُن kun ol! · فَيَكُونُ fe yekunu hemen oluverir • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • Yasin suresi 83 ayettir; bu 82. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).