Allah ile cinnler arasında soy bağı uydurdular. Ant olsun ki cinnler de kesinlikle onların hazır bulundurulacaklarını bilmektedirler.
Saffat 37:158وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَباًۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ • Ve cealu beynehu ve beynel cinneti neseba, ve lekad alimetil cinnetu innehum le muhdarun. • Meal: Allah ile cinnler[1] arasında soy bağı uydurdular. Ant olsun ki cinnler de kesinlikle onların hazır bulundurulacaklarını[2] bilmektedirler. • Dipnot 1: Melekler. Ayette geçen cinn kelimesi görünmeyen varlıları ifade etmektedir. Bağlamından dolayı bu görünmeyen varlıkların melekler olduğu anlaşılmaktadır. • Dipnot 2: Hesap günü, hesaba çekileceklerini. • Kelime kelime: وَجَعَلُوا۟ ve cealu ve uydurdular · بَيْنَهُۥ beynehu O'nunla · وَبَيْنَ ve beyne arasında · ٱلْجِنَّةِ l-cinneti cinler · نَسَبًۭا ۚ neseben bir nesep · وَلَقَدْ velekad oysa · عَلِمَتِ alimeti bilmişlerdir · ٱلْجِنَّةُ l-cinnetu cinler · إِنَّهُمْ innehum kendilerinin · لَمُحْضَرُونَ lemuhderune (yüce divana) getirileceklerini • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • نسب (nsb) kökü: Bir kişinin soyağacını vermek veya sormak, soy sopunu öğrenmek, akrabalık, ilişki. • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • حضر (HDr) kökü: Hazır bulunmak, var olmak, huzurunda durmak, zarar vermek, el altında olmak. Gelmek veya varmak, hazır veya hazırlanmış olmak, birinin yanında olmak veya birinin huzuruna gelmek, kendini bir şeye veya kişiye takdim… • Saffat suresi 182 ayettir; bu 158. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).