Kim dünya sevabını isterse; bilsin ki dünyanın da ahiretin de sevabı yalnızca Allah katındadır. Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Nisa 4:134مَنْ كَانَ يُر۪يدُ ثَوَابَ الدُّنْيَا فَعِنْدَ اللّٰهِ ثَوَابُ الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعاً بَص۪يراً۟ • Men kane yuridu sevabed dunya fe indallahi sevabud dunya vel ahırah. Ve kanallahu semian basira. • Meal: Kim dünya sevabını[1] isterse; bilsin ki dünyanın da ahiretin de sevabı yalnızca Allah katındadır. Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir. • Dipnot 1: Nimetini. • Kelime kelime: مَّن men kim · كَانَ kane · يُرِيدُ yuridu isterse · ثَوَابَ sevabe sevabını · ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya · فَعِندَ feinde (bilsin ki) katındadır · ٱللَّهِ llahi Allah · ثَوَابُ sevabu sevabı · ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya · وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ vel'ahirati ve ahiret · وَكَانَ ve kane · ٱللَّهُ llahu Allah · سَمِيعًۢا semian işitendir · بَصِيرًۭا besiran görendir • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • ثوب (vwb) kökü: Geri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmek • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • Nisa suresi 176 ayettir; bu 134. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).