Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 148. Ayet Meali

Allah, kendisine haksızlık yapılan kişinin dışında, kötü sözün açıkça dillendirilmesini sevmez. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Nisa 4:148 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah, kendisine haksızlık yapılan kişinin dışında, kötü sözün açıkça dillendirilmesini sevmez.
Nisa 4:148
لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّٓوءِ مِنَ الْقَوْلِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ وَكَانَ اللّٰهُ سَم۪يعاً عَل۪يماً • La yuhibbullahul cehra bis sui minel kavli illa men zulim. Ve kanallahu semian alima. • Meal: Allah, kendisine haksızlık yapılan kişinin dışında, kötü sözün açıkça dillendirilmesini sevmez. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. • Kelime kelime: لَّا la · يُحِبُّ yuhibbu sevmez · ٱللَّهُ llahu Allah · ٱلْجَهْرَ l-cehra açıkça · بِٱلسُّوٓءِ bis-su'i kötü · مِنَ mine · ٱلْقَوْلِ l-kavli söz söylenmesini · إِلَّا illa dışında · مَن men kendisine · ظُلِمَ ۚ zulime haksızlık edilen · وَكَانَ ve kane · ٱللَّهُ llahu doğrusu Allah · سَمِيعًا semian işitendir · عَلِيمًا alimen bilendir • حبب (Hbb) kökü: Sevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye… • جهر (jhr) kökü: Belirgin olmak/açık olmak/görünür olmak/halka açık olmak/yüksek sesli olmak/keşfedilmek, büyük/hacimli olmak, hoşa giden/iyi görünümlü olmak, neredeyse/tamamen temizlemek, üstün gelmeye/geçmeye çalışmak • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 148. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).