Kitap Ehl-i'nden her biri ölümünden önce ona inanmak zorundadır. Kıyamet günü, O, onlar hakkında tanık olur.
Nisa 4:159وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِه۪ قَبْلَ مَوْتِه۪ۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَه۪يداًۚ • Ve in min ehlil kitabi illa le yu'minenne bihi kable mevtihi, ve yevmel kıyameti yekunu aleyhim şehida. • Meal: Kitap Ehl-i'nden her biri ölümünden önce ona inanmak zorundadır. Kıyamet günü, O, onlar hakkında tanık olur. • Kelime kelime: وَإِن ve in ve andolsun · مِّنْ min her biri · أَهْلِ ehli ehlinin · ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitap · إِلَّا illa ancak · لَيُؤْمِنَنَّ leyu'minenne mutlaka inanacaktır · بِهِۦ bihi ona · قَبْلَ kable önce · مَوْتِهِۦ ۖ mevtihi ölümünden · وَيَوْمَ ve yevme günü de · ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet · يَكُونُ yekunu O olacaktır · عَلَيْهِمْ aleyhim onların aleyhine · شَهِيدًۭا şehiden şahid • اهل (Ahl) kökü: sahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • Nisa suresi 176 ayettir; bu 159. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).