Onlara ne olurdu sanki, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi; Allah'ın verdiği rızıktan infak etselerdi. Allah, onları en iyi bilendir.
Nisa 4:39وَمَاذَا عَلَيْهِمْ لَوْ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقَهُمُ اللّٰهُۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِهِمْ عَل۪يماً • Ve maza aleyhim lev amenu billahi vel yevmil ahıri ve enfeku mimma razakahumullah. Ve kanallahu bihim alima. • Meal: Onlara ne olurdu sanki, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi; Allah'ın verdiği rızıktan infak etselerdi. Allah, onları en iyi bilendir. • Kelime kelime: وَمَاذَا ve maza ne olurdu · عَلَيْهِمْ aleyhim onlara · لَوْ lev sanki · ءَامَنُوا۟ amenu inansalardı · بِٱللَّهِ billahi Allah'a · وَٱلْيَوْمِ velyevmi ve gününe · ٱلْـَٔاخِرِ l-ahiri ahiret · وَأَنفَقُوا۟ ve enfeku ve harcasalardı · مِمَّا mimma -tan · رَزَقَهُمُ razekahumu kendilerine verdiği rızık- · ٱللَّهُ ۚ llahu Allah'ın · وَكَانَ ve kane ve idi · ٱللَّهُ llahu Allah · بِهِمْ bihim onları · عَلِيمًا alimen biliyor • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 39. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).