Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 61. Ayet Meali

Onlardan, ne zaman Allah'ın indirdiğine ve Resul'üne gelmeleri istense, o münafıkların, senden tam bir uzaklaşma ile uzaklaştıklarını görürsün.

Nisa 4:61 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlardan, ne zaman Allah'ın indirdiğine ve Resul'üne gelmeleri istense, o münafıkların, senden tam bir uzak…
Nisa 4:61
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَيْتَ الْمُنَافِق۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُوداًۚ • Ve iza kile lehum tealev ila ma enzelallahu ve ilar resuli raeytel munafıkine yesuddune anke sududa. • Meal: Onlardan, ne zaman Allah'ın indirdiğine ve Resul'üne gelmeleri istense, o münafıkların, senden tam bir uzaklaşma ile uzaklaştıklarını görürsün. • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza ve zaman · قِيلَ kile dendiği · لَهُمْ lehum kendilerine · تَعَالَوْا۟ teaalev gelin · إِلَىٰ ila · مَآ ma şeye · أَنزَلَ enzele indirdiği(ne) · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · وَإِلَى ve ila ve · ٱلرَّسُولِ r-rasuli Elçiye · رَأَيْتَ raeyte görürsün · ٱلْمُنَـٰفِقِينَ l-munafikine o ikiyüzlülerin · يَصُدُّونَ yesuddune uzaklaştıklarını · عَنكَ anke senden · صُدُودًۭا sududen büsbütün uzaklaşmakla • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • علو (Elw) kökü: Yüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmak • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • صدد (Sdd) kökü: Uzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 61. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).