Kim ahiret ekinini isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.
Şura 42:20مَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الْاٰخِرَةِ نَزِدْ لَهُ ف۪ي حَرْثِه۪ۚ وَمَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ نَص۪يبٍ • Men kane yuridu harsel ahireti nezid lehu fi harsih, ve men kane yuridu harsed dunya nu'tihi minha ve ma lehu fil ahireti min nasib. • Meal: Kim ahiret ekinini[1] isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan artırırız. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur. • Dipnot 1: Kazancını. "Dünya ekinini istemenin" ahiretten nasipsiz bırakması; mal mülk sahibi olmak için çalışmak değil, elde ettiği malın kölesi olmak, ona tutku ve ihtirasla bağlanmak ve ondan kimseyi yararlandırmamak anlamındadır. • Kelime kelime: مَن men kim · كَانَ kane ise · يُرِيدُ yuridu istiyor · حَرْثَ harse ekinini · ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahiret · نَزِدْ nezid artırırız · لَهُۥ lehu onun için · فِى fi · حَرْثِهِۦ ۖ harsihi onun ekinini · وَمَن ve men ve kim · كَانَ kane ise · يُرِيدُ yuridu istiyor · حَرْثَ harse ekinini · ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya · نُؤْتِهِۦ nu'tihi ona veririz · مِنْهَا minha ondan bir şey · وَمَا vema fakat olmaz · لَهُۥ lehu onun · فِى fi · ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahirette · مِن min hiçbir · نَّصِيبٍ nesibin nasibi • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • حرث (Hrv) kökü: Sürmek ve ekmek, yetiştirmek, bir şeyi kesmek, (mal) edinmek, servet biriktirmek, geçim aramak, çalışmak veya emek vermek, toprağı sürmek, bir şeyi derinlemesine incelemek, incelemek/bakmak/dikkatle… • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • زيد (zyd) kökü: arttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazla • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • نصب (nSb) kökü: Sabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak. • Şura suresi 53 ayettir; bu 20. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).